Gebelik Belirtileri

Gebelik Belirtileri

  • Yorgunluk
  • Memelerde büyüme ve hassasiyet
  • Mide bulantısı ve kusma
  • İştah azalması ve bazı yiyeceklere karşı tiksinti
  • Sık idrara çıkma
  • Baş dönmesi
  • Ruh halinde değişiklikler
  • Hafif kanama
  • Gebelik varlığı adet gecikmesi sonucunda yapılan idrar veya kan (bhcg) testleri ile anlaşılır.

Eczanelerde ya da evlerde hazır test kitleri yardımıyla uygulanan idrarda gebelik testlerinin güvenilirliği üretici firma tarafından her ne kadar %99 olarak belirtilse de yapılan çalışmalar özellikle adet gecikmesinin 10 günden daha az olduğu durumlarda hata oranının %50’lerde olabileceğini göstermektedir (“Hata” genellikle testin hassasiyetinin düşük olması nedeniyle varolan bir gebeliği saptayamaması şeklinde olmaktadır. Ancak tam tersi de mümkündür).

Laboratuvarda uygulanan idrarda gebelik testleri ise adet gecikmesinin beşinci gününden itibaren güvenilir sonuç verebilmektedir. Bu testler daha düşük hormon seviyelerini tanıyabilen ve bu yüzden de hazır test kitlerine göre daha hassas olan testlerdir.

İdrar testleri ß-HCG’nin varlığını ya da yokluğunu saptayabilirken kan testleri ß-HCG’nin kandaki seviyesini saptarlar. Böylece hormon salgısının başladığı en erken dönemlerde, henüz adet gecikmesi bile olmadan kanda ß-HCG seviyesi saptanarak gebeliğin tanısı konabilir ya da gebelik oluşmadığı yönünde kesin karar verilebilir.

Kanda ß-HCG testi gebelik testi olarak kullanılmasının yanında dış gebelik, mol gebeliği, düşük gibi durumların tanısında da kullanılan oldukça değerli bir tanı aracıdır.
Gebelikte öncelikle progesteron hormonunun yükselişine bağlı olarak, adeta adet öncesi sürecin uzamış hali bulunur. Göğüslerde ağrı ve büyüme belirgin olabilir. Meme dokusunun belirli evrelerinin gelişiminin ilk gebelik sırasında oluşması nedeniyle bu şikayetler ilk gebelikte daha şiddetli olabilir.

Karında erken dönemde başlayan şişlik hissi bulunabilir. Kasık bölgesinde “adet görecekmiş gibi” sancı şikayeti birçok kadın tarafından dile getirilir ve gelecekteki bir düşüğe işaret edebileceği kaygısı uyandırır. Muhtemelen pelvik toplardamar sisteminde kan göllenmesi ( konjesyon) ile ilişkili bu şikayet gerçekte düşük habercisi olarak değerlendirilmemelidir.

Progesteron hormonu birçok kişide uykuya neden olur ve bu durum hastanın sürekli yatma isteği duyması ve halsizlik şikayeti şeklinde ortaya çıkabilir. Bu şikayeti yoğun yaşayanlar vücutlarında vitamin, mineral, eser element eksikliği olabileceği kaygısı taşısalar ve desteklenmesi talebinde bulunsalar da bu durum çoğunlukla hormonun beyin üzerindeki direkt etkisine bağlıdır, gebelik ilerledikçe tolerans artacak ve hamile kadın kendisini daha iyi hisseder hale gelecektir.

Aynı şekilde gebeliğin ilk üç ayında bazen belirgin olan tansiyon düşüklüğü rahatsızlık verici baygınlık hislerine neden olabilmektedir. Bu şekilde hisseden gebelerin uygun şekilde istirahat edebilmeleri sağlanmalıdır.

Vajinal akıntı gebelikle birlikte artar ve bu durum çoğunlukla enfeksiyona bağlı değildir. Akıntı vajinanın iç dokusunda ve pH değeri üzerindeki gebelik etkilerinden kaynaklanır ve düşük olasılığını arttırmaz.

Barsak hareketlerindeki azalma ve kabızlık rahatsız edici olabilir ve eğer beslenmede yapılan değişiklikler ile düzeltilemezse hekimden bu konuda yardım istenmesi ileride oluşabilecek basur gibi rahatsızlıkların önlenmesi açısından önem taşır.

Gebeliğin başlaması ile birlikte görülebilen koku hassasiyeti, sevilmeyen kokulara karşı olabildiği gibi parfüm, sabun gibi çoğunluğun hoş karşıladığı kokulara karşı da olabilir. Bu yakınma gebelik bulantı ve kusması ile de yakın ilişkilidir. Çoğunlukla geçici olan ve zararlı olmayan bu yakınmalar, nadiren hastanın ileri derece beslenme problemleri yaşamasına ve hastaneye yatırılarak tedavi edilmesine neden olabilir. Ağızdan sıvı alınamıyor ya da hasta vücut ağırlığının %5 ve fazlasını yitiriyor ise gecikmeden tıbbi yardım için başvurulmalıdır.

Gebe kadınların yaklaşık dörtte biri erken dönemde vajinal kanama yaşarlar. Bu gebeliğin oluşması ve yerleşmesi sırasında görülebilen implantasyon kanaması olabilir ve halk arasında üstüne adet görme olarak bilinir. Bununla birlikte gebelik testi pozitif olan bir kadında kanama oluştu ise ayırıcı tanısı için kadın doğum uzmanına bildirmesi ya da başvurması gereklidir. Ultrasonografide bebek kalp atımları izlenebilen gebelerin büyük çoğunluğunda kanamaya rağmen gebelik normal seyrinde ilerleyecektir.

Duygu durum değişiklikleri gebelerde kısmen hormonal nedenler ( progesteron etkisi) , kısmen gebe kalmış olmanın getirdiği duygusal yükler ve kaygılar nedeni ile sık görülür. Kaygıların giderilmesi, ailenin destekleyici tutumu bu durumu aşmakta yararlıdır.

Özellikle erken gebeliğin bulantı, ağrı ve halsizlik gibi belirtileri şiddetli ve uzun süreli ise bu durum ikincil olarak da çöküntüye neden olabilir. Birçok olguda bu durum çevre ve aile tarafından yakınmaların psikolojik kökenli olduğu şeklinde algılanmasına yol açabilir. Çalışmalar bu hastalarda görülen psikolojik belirtilerin sebepten çok sonuç olduğunu göstermektedir.
Gebelik bir hastalık olmamakla birlikte ilk 3 ay belirtileri hastalık kadar rahatsız edici olabilmektedir. Neyse ki uygun şekilde destek ve sabır ile ilerleyen gebelikte belirtiler kendiliğinden düzelmekte ve ikinci trimester’da mutlu bir döneme ulaşılabilmektedir.